01 Haziran 2009 Pazartesi
Yaz dönemi için yarı zamanlı çalışabileceğim bir internet şirketi arıyorum
Bana internet sektörü, özellikle e-ticaret veya sosyal topluluklar hakkında deneyim kazandırabilecek,
Kendi yapısını bozmadan sürekli yenilikçi projeler üretebileceğim bir ortam sağlayabilecek, kendimi geliştirebileceğim,
Tercihen genç bir müşteri kitlesine seslenen,
Bir internet/teknoloji şirketi arıyorum.
Benden bahsetmek gerekirse,
20 yaşındayım, İşletme Mühendisliği bölümünde öğrenim görmekteyim.
Yaklaşık 2 yıldır İTÜ İşletme Fakültesi bünyesinde faaliyetlerini sürdüren İşletme Mühendisliği Kulübü'nde çalışıyorum. Yönetim Kurulu'nda geçen yıl Bilgi-İşlem Sorumlusu görevini yürüttüm, bu yıl da Proje Geliştirme Sorumlusu olarak hizmet etmekteyim.
Henüz son birkaç yıldır tanımaya başlamama rağmen internet sektörünün geleceğine inanıyorum. Bu alanda hedeflerimi belirledim, kariyer planımı yaptım.
Organizasyonel anlamda oldukça tecrübeliyim. İşletme Mühendisliği Kulübü'nde Yönetim Bilimleri Kongresi, Bilişim Teknolojileri Zirvesi, E-Fikrim başta olmak üzere birçok etkinlikte "aktif" görev aldım.
İnovasyon adı verilen kavramın "süreç" aşamasında deneyim sahibiyim. Farklılaşmada en önemli faktörün inovasyon olduğuna inanıyorum.
İyi düzeyde İngilizce biliyorum.
Türkiye'nin en eski sosyal topluluklarından (2002) "Üniversite Kampüs Rehberi" Üniaktivite.net'te 2008 Mart ayından beri İTÜ'de Brand Ambassador (Marka Elçisi) görevini sürdürüyorum.
2008 Mayıs ayında Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği (BÜMED) ve Elginkan Vakfı işbirliğiyle düzenlenen "Yeni Düşler Yenilikçi Düşünceler" yarışmasında "Teknolojik Yenilikçi İş Fikri" kategorisinde "Kredio" adlı internet projemle finalist oldum.
Bana ulaşmak isterseniz iletişim bilgilerim:
eren.soydas [at] itu.edu.tr
+90 505 500 92 47
Teşekkür ederim.
24 Mayıs 2009 Pazar
Afyonkarahisar Caz Festivali onuncu yılına koşuyor, Afyonkarahisar Festivaline sahip çıkıyor

Bu yıl 1-8 Haziran tarihleri arasında yapılacak olan
9. Afyonkarahisar Caz Festivali Bakanlık – Valilik – Belediye desteğiyle büyük şehirlerdeki festivalleri dahi olumsuz etkileyen ekonomik krize rağmen hız kesmemeyi başardı
İlk olarak 2001 yılında düzenlenen Afyonkarahisar Caz Festivali, bu yıl 1-8 Haziran tarihleri arasında dokuzuncu kez gerçekleştiriliyor. Anadolu’nun bu ilk ve tek gerçek caz festivali ilk kez yapıldığı 2001 yılında, bir Anadolu şehrinde caz festivali yapmanın mümkün ya da gerekli olup olmadığı tartışmalarına yol açarak “gerçekleştirilmesi mucize” yorumlarına neden olmuştu. Festival dokuzuncu yılına girerken, artık kalıcılığını ve her koşulda sürdürülebilirliğini ispatlamış bir marka haline geldi. Bu yıl kriz nedeniyle büyük şehirlerde yapılan pek çok festival dahi iptal tehdidi altında mücadele verirken, Afyonkarahisar Festivali istenirse küçük desteklerle önemli işler yapılabileceğinin yaşayan bir kanıtı gibi ayakta.
Bu yılki başarıda Kültür ve Turizm Bakanlığı ile, Afyonkarahisar Valiliği ve Afyonkarahisar Belediyesi’nin birbirini tamamlayan maddi ve manevi desteklerinin büyük payı bulunuyor.
Festival 2009’un en anlamlı desteğini Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan aldı. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın inisiyatifiyle gelen bu maddi ve manevi destek, bu zorlu senede Festival için büyük bir moral ve enerji kaynağı oldu.
Sürekli yükselen bir grafik izleyen Festival’e emeği geçenlere yakından bakıldığında, aslında son üç yıldır aynı isim öne çıkıyor. 2007 yılında göreve başlayan Afyonkarahisar Valisi Haluk İmga, göreve geldiği ilk günden beri Festivalin arkasındaki en önemli kale oldu. Valiliğin 2009’da da devam eden maddi desteklerinin yanında, özellikle şehrin önemli yerel kurum ve sivil kuruluşlarını da Festival’in etrafında biraraya getirme konusunda Haluk İmga’nın etkin çabaları bulunuyor. Bu çabanın 2009’daki en önemli meyveleri de ilk kez bu yıl Festivalin kurumsal sponsorları arasına katılan Afyonkarahisar Ticaret Borsası ve Afyonkarahisar Gazeteciler Cemiyeti’nden gelen anlamlı destekler oldu.
Afyonkarahisar Belediyesi’nden bu yıl gelen maddi ve manevi destek de şehirde Festival etrafında oluşan sinerjiye büyük katkı sağladı. Görevine henüz başlayan Afyonkarahisar’ın yeni Belediye Başkanı Burhanettin Çoban Festivaline daha çok sahip çıkan bir Afyon için ilk kıvılcımı yakmış oldu.
Prag-Afyon dostluğunda beşinci yıla doğru:
Açılış ve kapanış konserleri Praglı sanatçılarla yapılacak
2005 yılında Prag Jazz Open’a Türkiye’den sanatçıların katılımıyla tohumları atılan iki şehir arasındaki sanatsal ve müzikal dostluk, kesintisiz olarak devam ediyor. Global ekonomik krize yenik düşmeyen bu sanatsal işbirliği bu yıl daha da perçinlendi.
2009 Afyonkarahisar Caz Festivali’nin hem açılış hem kapanış konserlerinde Praglı sanatçılar yer alacak.
Açılış konserinde çok yönlü bir sanatçı: Film yıldızı, tiyatro ve müzikal oyuncusu, model ve caz şarkıcısı Elin Špidlová
Festivalin 1 Haziran’daki açılış konserini Çek ses sanatçısı ve aktris Elin Špidlová gerçekleştirecek. Špidlová ülkesinde iki farklı alanda birden kariyer ve isim yapan ender sanatçılardan. Çok yönlü sanatçı ve şarkıcı Špidlová Festivale Elin & her band adlı kendi grubuyla katılıyor. Grupta yer alan sanatçılar Filip Gondolan, Marek Pilo ve Carlo Zegarra Abanto.
Güney Afrika ve Arjantinli sanatçılar Afyon’da
Festival bu yıl ayrıca çok farklı ülkelerden sanatçıları da Afyon’da caz severlerle buluşturacak. Bunlardan ilki The Jonathan Crossley Electric Band. Grup Festivale Güney Afrika’dan katılıyor. Halen Avrupa turnesinde olan grup, turnelerini tamamlar tamamlamaz Festivale katılmak üzere Afyon’a gelecek.
Arjantinli ünlü bandoneon ustası Gustavo Battistessa’nın solist olarak yer alacağı bir diğer önemli konserde, kendisine modern Tango’nun Türkiye’deki en önemli temsilcilerinden Piatango orkestrası eşlik edecek. Piatango’da yer alan sanatçılar ise, Burcu Bal - keman, Başak Elkutlu - viyola, Şirin Vatan - viyolonsel, Ceyda Pirali - piyano, Saltuk Tukur - bas gitar ve Mine Berkay - perküsyon.
Festivale kardeş şehir Prag’dan katılacak bir diğer grup da Lukas Kytnar Caz Quartet olacak. Lukas Kytnar Dörtlüsü’nde Ondrej Stveracek, Jonathan Crossley ve Lloyd Martin yer alıyor.
Finalde sürpriz: Efsane jazz-rock grubu Impuls’un solistlerinden Martina Fišerová kapanış konserinde
Festival sürpriz bir finalle sona erecek. Türk cazının usta piyanistlerinden Kent Mete ve başarılı Çek kadın vokal Martina Fišerová, Kent Mete & Martina Fišerová Prag-Afyon Ensemble adını verdikleri grupla ilk kez birlikte sahne alacaklar. Özel olarak Festival için biraraya gelen grupta, genç yaşına büyük bir deneyimi sığdıran ünlü basçı Ozan Musluoğlu ve deneyimli Çek gitarist Ondrej Fiser de yer alıyor. Martina Fišerová Çekler’in efsanevi jazz-rock grubu Impuls ile uzun yıllar birlikte çalışmış. Fišerová sesini kullanmaktaki ustalığı ile ülkesinde çok aranılan bir sanatçı.
Yerli sanatçılardan kaçırılmaz konserler
Fetival izleyicileri bu yıl katılan Türk gruplar açısından da şanslı bir yıl geçirecekler. Türkiye’nin en yetenekli genç müzisyenleri ve deneyimli sanatçıları Afyonlular’a unutulmaz konserler verecek.
Saksofonda Korhan Futacı, bas gitarda Selim Saraçoğlu, elektro gitarda Barlas Tan Özemek ve zil ve davullarda Tunç Çakır’dan oluşan İstanbul'lu doğaçlama müzik dörtlüsü, Festivale bu yıl oluşturdukları ve “Doğum” adını verdikleri projeyle katılıyorlar. Yine hepsi de enstrümanlarının ustası olan sanatçılar Erdinç Şenol (davul), Kaan Koçak (gitar-vokal), Hakan Yelbiz (bas gitar), Yaman Hoadi (perküsyon), Emrah Karaduman (klavye, PC) ve Ceyda Köybaşıoğlu’ndan (vokal) oluşan Selfish Festivalin bir diğer konuğu. Türkiye’nin en iddialı “cover” müzik grubu olan Selfish konserine Türk cazının “dahi çocuk”larından pianist Genco Arı konuk sanatçı olarak katılacak.
Türk cazının yetkin isimlerinden Ahmet Berker grubuyla birlikte Ankara’dan geliyor
Türkiye’de cazın sevilmesinde en fazla emeği geçen isimlerden Ahmet Berker grubu The Ultimate Jazzy Quintet ile Festivale Ankara’dan katılıyor. Caz severlerin çok yakından tanıdığı bir isim olan Berker, 1976 yılından bu yana TRT Ankara Radyosu’nda kesintisiz yayınlanan “Caz Panaroması” programının yapımcısı. Beşlide, Ahmet Berker’in (piyano) yanısıra, Volkan İldinç (alto saksofon), Alpay İşman (kontrabas), İrfan Erentürk (davul) ve Ahmet İşsever (vokal-perküsyon) yer alıyor.
Okul söyleşileri için marka isimler geliyor
Festivalin alamet-i farikası okul söyleşileri için Afyon’a gelen konuklar bu yıl alanlarının en başarılı isimleri. Bu isimlerin hepsi de yalnızca yaptıkları işle anılan ve bu şekilde marka olmuş örnek sanat insanları.
Dizi oyunculuğu ve seslendirme denilince ilk akla gelen oyuncular

Türk seslendirme sanatının duayenlerinden ünlü aktör Köksal Engür – tiyatro ve oyunculuk, en son rating rekortmeni Vali dizisi ve diziden uyarlanan sinema filmiyle geniş kitlelerle buluşan oyuncu Ayşegül Ünsal – oyunculuk, dizi rekortmeni oyuncu İdil Fırat – oyunculuk alanlarında yapacakları söyleşilerle Afyon’da öğrencilerle buluşacak sanatçılar.
Müzik programı yapımcılığının altın üçlüsü
Fazla söze gerek yok: Hülya Tunçağ – caz ve müzik programcılığı, İzzet Öz – müzik programcılığı ve yapımcılık, Ahmet Berker – caz ve radyoculuk konularında engin deneyimlerini paylaşacaklar.
2009 Sait Faik Öykü Ödülü’nü kazanan Feryal Tilmaç da Festivalde
Bu yıl edebiyat ve yazarlık alanında ödüllü bir isim var, 2009 Sait Faik Öykü Ödülü’nü kazanan Feryal Tilmaç. Edebiyat alanında öğrencilerle buluşacak bir diğer isim de yazar Gönül Kıvılcım.
Ve duayenler

Atilla Dorsay – sinema ve eleştiri, Ercan Akyol – karikatür, Latif Demirci – karikatür, Aykut Uslutekin – fotoğraf, Argun Okumuşoğlu – resim, Cemil Ağacıkoğlu – fotoğraf alanlarında söyleşi yapacaklar.
Festivalde her yıl olduğu gibi bu yıl da konserlerin yanısıra, sanat ve kültür söyleşileri, atölye çalışmaları, sergiler, kitap standları ve belgesel gösterimleri gibi pek çok etkinlik yer alacak.
Festivalin olmazsa olmazları haline gelen karikatür ve fotoğraf sergilerinde bu yıl iki ustanın yapıtlarına yer veriliyor. Her iki sergi de Ali Çetinkaya Tren Garı’nda sanatseverlerle buluşacak. Latif Demirci Karikatür Sergisi ünlü sanatçının karikatürlerinin doğuş sürecini gözler önüne seren çok ilginç bir sergi; sergide sanatçının taslakları da yer alacak. Aykut Uslutekin Caz Fotoğrafları Sergisi ise artık Festival ile özdeşleşti, çünkü ilk yılından beri Festivali destekleyen fotoğraf sanatçısı Uslutekin yaşamındaki en önemli iki unsuru birleştirdiği bu sergileri Festivalin başından beri kesintisiz her yıl gerçekleştiriyor.
Festivali yaşatan olmazsa olmaz destekçiler
Festivalin yerel sponsorları bu yıl her zamankinden daha fazla şehirlerine ve Festivale sahip çıkıyorlar. Festivalin bugünü ve geleceğine imzasını atan bu sponsorlar arasında öne çıkan kuruluş açıldığı günden beri Festivalle özdeşleşen bir isim: Korel Termal Otel. Korel Termal Otel Festivalin Ulusal ve Uluslararası Sanatçı Konaklama Sponsoru olarak Festivalin vazgeçilmez ve daimi destekçisi.
Festivali katkıları ile yaşatan başlıca yerel sponsorlar ise; Özgür Yapı, Genhan, Afyon Mermer, Özer Band, Nur Lokantası, Altınay Şekerleme, Gün FM, Şen Shop ve Fenerbahçeliler Derneği.
Festivali yalnız bırakmayan yerel basın kuruluşları ise: Zafer Gazetesi, Kurtuluş Gazetesi ve Odak Gazetesi.
Krize rağmen yeni sponsor geldi
Festivale her yıl destek vererek yaşamasını sağlayan yerel ve ulusal sponsorlara bu yıl Açılış Konseri Sponsoru olarak Ferco Motor da katıldı. Ferco Motor’un bu önemli katkısını tıpkı diğer sponsorlar gibi gelecek Festivallerde de sürdürmesi ve daimi sponsorlar arasına katılması bekleniyor.
Festivalin diğer önemli ulusal sponsorları ise yıllardır verdikleri desteklerle Afyon halkının gönlüne taht kuran Türkiye’nin önde gelen kuruluşları: Eğitim Sponsoru Aydın Doğan Vakfı, Uluslararası Sanatçı Ulaşım Sponsoru Kamil Koç Otobüsleri, Sahne Sponsorları Shure ve Pozitif, Kültür Sponsorları Sevda Cenap And Vakfı, Aydın Boru Endüstrisi, Leo Organizasyon, Mim Sanat ve MAS Matbaacılık.
Festivalin Basın Sponsorları ise yine yıllardır değişmeyen isimler: Hürriyet, Milliyet, Radikal, Cumhuriyet, Milliyet Sanat, NTV, CNBC-e, CNN Türk ve Açık Radyo.
12 Mayıs 2009 Salı
02 Mayıs 2009 Cumartesi
1 Mayıs'ta yurtdışından gelen Google emekçileriyle beraberdik
İstanbul'da işçi bayramı sebebiyle her yerde güvenlik önlemi almak amacıyla çeşitli güzergahlarda trafiğin kapatılmasından olsa gerek, katılım azdı. Fakat ilgili bir topluluk vardı. İstanbul'un dört bir yanından gelen üniversiteli öğrenciler ile onlar ile neredeyse aynı yaş grubuna girebilecek kadar genç 26- çalışanların grup grup toparlanıp beyin fırtınası yaptığı buluşma, hem eğlendirici hem de öğreticiydi.

Programa grupların belirlenmesi ile başlanıldı. Google bu etkinlik için ön planda olan 3 ürünü hakkında yeni önerilere ihtiyaç duyduğundan yalnızca Gmail, Maps ve Adwords ürünleri ile ilgili çalışmalar yapıldı. Benim bulunduğum takım "SIRMA (ismi masada duran su şişesinden :)", Adwords hakkında beyin fırtınası yaptı. Konuştuklarımızı kısaca özetleyecek olursam en çok üzerinde durduğumuz konular şunlardı:
- Sıklıkla çalışılan müşterileri (reklamveren) kaybetmemek, süreklilik kazanmak gerekiyor.
- Benim ortaya attığım fikir bazı müşterilere reklam verdiği kelimelerin yanında rekabetin fazla olmadığı kelimelere de hediye şeklinde reklam verilmesiydi. Bu fikrin sebebini sorduklarında marka bilinirliğine (brand awareness) katkı sağlamasını amaçladığımı söyledim. (Brand Awareness kelime grubu olarak orada bir türlü aklıma gelmedi tabi, bunu da belirteyim :)
- Boğaziçi Üniversitesi'nden etkinliğe katılan takım arkadaşımız KOBİ'leri hedeflemenin doğru olacağını, çünkü bu tür işletmelerin çok hızlı büyüdüğünü ve internet sektöründe reklam vermeye eğimli ve aç olduklarını, Adwords'ün de maliyeti düşük ve kullanışlı bir reklam sistemi olması dolayısıyla bunun mümkün olduğunu söyledi.
- Hatırladığım kadarıyla diğer arkadaşlar da interneti kullanan kesimin büyük bir bölümünü genç bir kitlenin oluşturduğunu, özellikle teenager grubunun dikkate alınması gerektiğini ve bu kitlenin çoğunluğunun ebeveynleri yönetiminde interneti kullandığını, bunun da doğru kullanılarak bir fırsata dönüştürülebileceğini söylediler. Facebook gibi sosyal ağ sitelerinde sıklıkla etkinlik olluşturulmasından ötürü daha fazla katılımcı sağlamak amacıyla organizasyonları reklamla daha fazla kişiye ulaştırmanın önemine değindiler.
- "Student Evangelism" kavramı ortaya atıldı. Liselerde veya üniversitelerde, öğrencilerin arkadaşlarını da bu yönde etkileyebileceği, onları internette yaptıkları işleri Adwords kullanarak sahasını genişletebileceği vurgulandı.
- Lokasyon bazlı reklam yayınının Türkiye'de yerel işletmelerce çok tutulacağının ve bu özelliğin mutlaka geliştirilmesi gerektiğinin altı çizildi.
- Bedava dağıtılacak reklam kuponlarıyla Adwords hizmetinin gücünün anlaşılmasını sağlayarak uzun vadede müşteri sayısını artırma görüşü ortaya atıldı.
Genel hatlarıyla biz bunları konuştuk. Yaklaşık 10 ayrı masada Google'ın bu 3 ürünü hakkında yapılan brainstorming'ler tek sayfalık sunumlara dönüştürüldü ve 5'er dakikalık sunumlar halinde aktarıldı.
Google'ın Türkiye pazarına, özellikle genç beyinlere verdiği değer, beni gururlandırdı. Yalnızca getirdiği yenilikler değil, yönetiliş tarzı ile de beni tanıdığım ilk günden beri etkileyen bu internet devine, bizlerle buluştuğu için teşekkür etmek istiyorum. Salondan herkes mutlu ayrıldı.
Especially, I'm grateful for 3 people because of their attention and friendly approach to us. Dear Michael Rucker (from USA), Monica Tran (from UK) and Kyungsang Yu (from Korea), I will never forget this magical day (01.05.2009) with you. All of you deserve working on this company and I hope you will reach better positions in your "Google" career :) I will disturb you with sending e-mails frequently so you should be ready to be exposed to shelling :)
Sincerely,
Eren
Istanbul Tecnical University - Management Engineering Department
20 Nisan 2009 Pazartesi
Örgüt kültürü neden önemli?
Örgüt kültürünün belirlenmesinin en büyük faydası, şüphesiz misyon ve vizyon tanımlamada yönlendirici olmasıdır. Kurumlar, gelecekte nerede olmak istediklerini ve kendilerini dışarıdan nasıl gördüklerini vizyon ve misyon sayesinde stratejik planlarında daha rahat hareket ederler. Bu sayede diğer kurumlardan farklılıkların ortaya konarak rekabette avantaj sağlaması, örgüt kültürünün kurumlar için ne kadar hayati önem taşıdığının kanıtıdır.
Bu kısa yazıyı Yönetim ve Organizasyon dersinde konumuz "Örgüt Kültürü" olduğu için yazdım. Günümüzde kendini "büyük" sınıf içerisinde gören birçok kuruluş, bu kavramdan bihaber. Örgüt kültürüyle personelin uyuşmazlığı da birtakım sorunlara sebep olabiliyor. Organizasyonel olarak kültürün başlangıç aşamasında mutlaka belirlenip belirli periyotlarla güncellenerek tazeliğinin korunması kurumsal yapının gücüne güç katacaktır diye düşünüyorum.
19 Nisan 2009 Pazar
Türkiye'de video prodüksiyonlu internet medyasında rekabet yok
Türkiye'de henüz bu etki fazla hissedilmese de, yazılı içerikler fotoğraf, video gibi görsel araçlar kadar ilgi çekmiyor. Televizyon izleme alışkanlığı ile kitap, dergi, gazete okuma alışkanlığı arasında hala büyük bir uçurumun bulunduğunu söylersek yanılmış olmayız. Türk internet kullanıcısı da, görsellerle zenginleştirilmiş içeriklere daha fazla değer veriyor. Video paylaşım sitelerinin trafiğinin büyük bir kısmı Türkiye'den geliyor. Bu potansiyelin farkına varıp Türkiye'ye yabancı medya grupları yatırım yaparken, aynı çabayı Türk şirketlerinde göremiyoruz.
Peki neden? Türkiye'de hâla internet kullanım oranı çok düşük olmasa da, Avrupa ile karşılaştırılamayacak düzeyde. Yatırım yapılmasına gerek duyulmamasının başlıca sebebi bu. Türkiye'de en popüler mecra olarak televizyon en baştaki yerini koruyor. Altyapı çalışmalarının tamamlanması, ardından internet hizmet ücretlerinin daha makul bir seviyeye çekilmesinin ardından, yatırımların hız kazanacağını öngörmek güç değil.
2009 itibariyle, video içerikli prodüksiyonlara odaklanan internet şirketlerine baktığımızda, 15 yılı aşkın bir medya tecrübesine sahip Serdar Kuzuloğlu'nun MYK Medya çatısı altındaki girişimleri dışında ciddi hazırlanılan bir projenin olmadığını görüyoruz. Evet, MYK Medya, Televidyon, Alkışlarla Yaşıyorum gibi projelerle adından çok söz ettirmeyi başarıyor, büyümesini de sürdüreceğinden şüphe yok. Fakat şöyle de bir gerçek var: Rekabetin olmadığı yerde büyümeden pek bahsedemeyiz. Televidyon her geçen gün programlarının sayısını artırıyor, herkesin takdirini kazanıyor, buna karşın karşısında benzer bir örnek bulunmadığından eksiklerini göremiyor istese de. Bu sebepten İnternet Televizyonculuğu tanımlaması yapabilmemiz için bu pazara en az 2 büyük oyuncunun daha girmesi gerekiyor ki hem hitap edilen kitle büyüsün, birbirlerini olumlu etkilesinler, hem de eksiklerini yakalayıp kalite için çıtayı yüksek tutsunlar.Ciner Grubu'nun internet haberciliğine çok ciddi olmasa da yatırım yaptığını biliyoruz. Doğan grubu kısa sürede kâr hedefinden dolayı sabırsız görünüyor olsa da, onlar için de hayata geçirilmesi oldukça kolay bir iş olduğunu düşünüyorum. Dergilerini kapatan medya grupları da bir an önce online yayına başlamalı, dikkatleri bu yöne çekmelidir. IP TV'nin konuşulmaya başladığı bu günlerde, ne kadar erken yer alınırsa o kadar kârdır.
18 Nisan 2009 Cumartesi
Microblogging bloggerların verimini mi düşürdü?
Son zamanlarda gözlemlediğim kadarıyla, geçen yılın ortalarına doğru takip etmeye başladığım blogların yayınladığı gönderi sayısının ve sıklığının, 2009 yılı itibariyle gözle görülür bir şekilde azaldığını söylemek mümkün. "Sosyal Medya" denilen oluşumda aktif olarak yer alan ve takipçileriyle zaman zaman sorunları tartışan önemli blog yazarlarının geçmişte bir solukta okunan ve kattığı değerden ötürü takdiri hakeden yazılarının yerinde artık, ya bir yarışma, ya bir buluşma, ya da bir davet var.
Blog yazarlarına markaların değer vermesi ve onlara marka elçiliği deneyimi yaşatmasına hiçbir itirazım yok. Fakat onların görmesi gereken çok önemli bir gerçek var. Bu etkinlikler, davetler ileride daha sıklaşacak ve kimi bloggerlar, bu yoğunluktan bloglarını ayda en fazla 3-4 defa güncelleyebilecek. Bir süre sonra da bütün blogların yaşadığı güncelliği yitirmeden ötürü popülariteyi, okuyucuların sadakatini kaybetme tehlikesi onları bulabilecek.
Hani sevdiğiniz bir insanı uzun süre sonra gördüğünüzde yaşadığınız soğukluk vardır ya, işte aynı o soğukluğa benzer güncellenmeyen bloglar. Blog tutan herkesin okuyucularına karşı bu tarz bir sorumluluğu yoktur. Ama siz eğer binlerce takipçiye sahipseniz ve niş bir konuya dair paylaşımlarda bulunuyor, incelemeler yapıyorsanız takipçilerinizle etkileşimli bir ilişki içinde olmak zorundasınız.
Takip ettiğim tematik blogların artık eskisi kadar güncel ve özenli olmasını istiyorum!


